Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve diğer Gezi tutsaklarının özgürlüğü için 1 Ekim’de Hatay’dan başlattığı ve Ankara’da sona eren Özgürlük Yürüyüşü’nün ardından TİP, bugün Anıtpark’ta “Cumhuriyete Özgürlük Buluşması” düzenleyecek.
14 Mayıs seçimlerinde TİP Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın Gezi Davası’nda aldığı hapis cezası gerekçe gösterilerek hukuksuz şekilde tahliye edilmemesi üzerine, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Atalay ve diğer Gezi tutsaklarına özgürlük talebiyle Hatay’dan Ankara’ya yürüyüş başlatmıştı.
Özgürlük Yürüyüşü’nün 28. gününde Ankara’da tamamlanacağını ve yürüyüşün ardından Anıtpark’ta “Cumhuriyete Özgürlük Buluşması” düzenleyeceklerini duyuran Erkan Baş, “Tüm yurttaşlarımızı 28 Ekim saat 16.00’da Ankara Anıt Park'ta düzenleyeceğimiz ‘Cumhuriyete Özgürlük Buluşması’na katılmaya, özgürlük için yürüyüşümüze güç vermeye çağırıyorum” ifadelerini kullanmıştı.
TİP Genel Başkanı Baş'ın Özgürlük Yürüyüşü, 28 günün ardından Ankara'daki Anıtpark'ta sona erdi. Erkan Baş'ı karşılamak ve “Cumhuriyete Özgürlük Buluşması”na katılmak için binlerce yurttaş Anıtpark’ta yerini aldı.
“Cumhuriyete Özgürlük Buluşması”na Can Atalay'ın ailesi, Gülsüm ve Sam Elvan, Emsal Atakan, CHP Eski Milletvekilleri İlhan Cihaner ve Serkan Topal, HEDEP'ten Milletvekili Öznur Bartın, Parti Meclisi Üyesi İhsan Seylan, MYK Üyesi Gültekin Koçdemir, Ankara İl Eş Başkanları Dilbaz Temel ve Tatlıgül Gül, Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, Veli Saçılık, Meryem Göktepe, Ünsal Ünlü, Güray Öz, Emek Partisi, İSİAS Ortak Davamız Platformu, Tüm Tokatlılar Derneği Başkan ve Yönetim Kurulu, Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nden işçiler, Demokratik Alevi Derneği, Ankara Veli-Der, İnsan Hakları Derneği, Sosyal Haklar Derneği, 10 Ekim Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Sosyalist Emekçiler Partisi, Birleşik Dayanışma Platformu ve DİSK Emekli-Sen'den temsilciler ile çok sayıda yurttaş da katıldı.
'DAHA KURULDUĞU GÜN HALKIN CUMRUHİYETİNDE AÇILAN GEDİKLER ARTIK YAMA TUTMAZ HALDE'
“Cumhuriyete Özgürlük Buluşması”, gazeteci İrfan Değirmenci'nin açılış konuşmasıyla başladı. Değirmenci, açılış konuşmasının ardından TİP Sözcüsü Sera Kadıgil'i sahneye davet etti. Kadıgil, "daha kurulduğu gün halkın cumhuriyetinde açılan gedikler 100 yıl sonra artık yama tutmaz halde" diyerek, eşitlerin cumhuriyetini kurmak için mücadele etmek gerektiğini vurguladığı konuşmasında şunları kaydetti:
"Ülkenin dört yanından kalkıp gelen kadınlar, gençler, emekçiler hoş geldiniz! Halkın egemenliğini saraya çaldırmamak için Hatay’dan buraya 800 kilometre yolu adım adım yürüyen genel başkanım hoş geldiniz! O adımları mümkün kılmak için en az Erkan kadar yorulan, teknik ekibinden güvenliğine, aşçısından şoförüne, fotoğrafçısından doktoruna tüm yoldaşlarım hoş geldiniz! Her şeyi ben bilirim sanan bir padişah bozuntusunun hezeyanlarına dur demek için çıktığımız o en onurlu direnişte, Gezi’de yitirdikleri evlatlarının acısına rağmen bir an olsun yılmadan direnmeye devam eden Gezi ailelerimiz, Gülsüm Ablam, Sami Abim, Emsal Annem hoş geldiniz! O direnişte önümüzde değil yanımızda, omuz başımızda mücadele ettiği için bugün AYM kararına rağmen kendini mahkeme sanan hadsiz bir grup saray piyonu tarafından hala esir tutulan Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın sevgili ailesi hoş geldiniz!
Bugün bir sülalenin keyfi yönetimine, yobazlığın saltanatına son verdiğimiz, özgürlüğümüzü gerici bir karanlıktan, halkın egemenliğini saraylardan söküp aldığımız günün yıldönümüdür, kutlu olsun! Bugün Cumhuriyetimizin 100. yılını doldurduğu en büyük bayramdır, kutlu olsun!
Sevgili dostlar, bugün ikinci yüzyılında cumhuriyetimize özgürlük demek için doldurduk bu meydanı. Çünkü daha kurulduğu gün halkın cumhuriyetinde açılan gedikler 100 yıl sonra artık yama tutmaz halde. Emperyalist paylaşım hayallerini Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kanımızla canımızla direnerek tarihin çöplüğüne attığımız günlerden 100 yıl sonra artık kazanan biz değiliz.
'ÇOCUĞA, DOĞAYA, EMEĞE, KADINA DÜŞMAN BİR GRUP YOBAZ İKTİDARDA'
Ülkemiz bir kez daha sözde dinci piyonlar eliyle emperyalizmin işgali altında! Aydınlığı değil karanlığı, uygarlığı değil orta çağı hedefleyen çakma bir padişah iktidarda. Çocuğa düşman, doğaya düşman, emeğe düşman, kadına düşman bir grup yobaz iktidarda.
Sevgili kız kardeşlerim, Fatma Aliye’nin, Zabel Eseyan’ın, Behice Boran’ın ve adını sayamadığım yüzlerce, binlerce cesur kadının mücadelesiyle kazandığımız haklarımıza, eşit yurttaşlık hakkımıza göz diken, Medeni Kanunu sil baştan yazabileceğini iddia eden, karma eğitime savaş açan, 3 kuruş nafaka hakkına tebelleş olan, tarikatlarla kurduğu orta çağ tezgahını bize kutsal aile diye yutturmaya kalkan, 9-10 yaşında kız çocuklarını istismar edebilmek için din kalkanının ardına saklanan, kadın düşmanı sapkın bir zihniyet iktidarda.
Ve halkın egemenliğine, laik cumhuriyete, kadınların özgürlüğüne ve bu ülkeyi omuzların taşıyan emekçilere karşı bir an olsun durmadan savaşan düşmanın gölgesi, tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi bugün de çok büyük. İşte bu ülkeyi gerçekten seven herkesin ta içinde hissettiği o derin acı bundan.
'SUSUP OTURMAMIZI, KADERİMİZE RAZI OLMAMIZI BEKLİYORLAR'
Ortada kutlanacak bir cumhuriyet bırakmayanların yenilemeyecek kadar güçlü olduklarına inanmamızı bekliyorlar. Susup oturmamızı bekliyorlar. Kaderimize razı olmamızı bekliyorlar. Ellerimizle ürettiğimiz her şeye muhtaç, yaşamak için çalışmamızı değil, bir avuç azgın azınlık yaşasın diye tüm ömrümüzü berbat şartlarda çalışarak çarçur etmemizi ve buna ‘yaşamak’ dememizi bekliyorlar.
Saray da bunu bekliyor, tüm mücadeleyi bir küçücük sandığa bağlayıp bu topraklarda yeşeren haklı direnişleri büyüteceği yerde ‘aman ağzımızın tadı kaçmasın’, ‘aman saraya yaramasın’ diye diye söndüren mevcut rejimin en kullanışlı aparatı olan sözde muhalefet de bilin ki bunu bekliyor!
Cumhuriyetin 100. yılında artık önümüzde çok keskin bir yol ayrımı var! Şimdi ne yapacağız? Gölgemizden korkarak mı yaşayacağız! Evde oturup Cumhuriyeti mahveden o aşağılık şirketlerin ajitasyon dolu reklamlarını gözyaşları içinde izlemeye devam mı edeceğiz? Yoksa hep birlikte silkinip ayağa mı kalkacağız? Emperyalizmi de onun emirerliğini din diye yutturmaya kalkan gericileri de bir kez daha bu topraklardan söküp atmak için topyekûn mücadele mi edeceğiz?